Erman Toroğlu’nun Beyaz Show’a bağlanıp yaptığı şovu izlemeyen yoktur. Erman Toroğlu’nun Şansal Büyüka’nın kulaklarını çınlattığı, Uğur Dündar’a gönderme yaptığı hatta Beyaz’ı ıssız adaya davet ettiği video internette de fenomen haline geldi. Muhabbet her ne kadar eğlenceli de olsa, RTÜK açısından “bıçak sırtı” gitmiş, Erman Hoca’nın “+18″ esprileri Beyaz’ı tedirgin etmişti.

ERMAN TOROĞLU’NUN BEYAZ’I KIZARTTIĞI GÖRÜNTÜLER İÇİN TIKLAYIN
Habershow bir ayrıntı yakaladı.

Beyaz sohbetin başında Erman Toroğlu’na “5 soru soracağını” söylemesine rağmen ama kağıttan okuduğu sorularda toplam dört soru sordu. (”Hiç ofsayta düştünüz mü?” sorusunu kağıttan okumadı)

Aslında Erman Toroğlu’nun bağlantısına ayrılan süre daha fazlaydı ve Beyaz’ın elinde bir soru soru daha kalmasına rağmen sormadı Erman Hoca’ya.

Ve Habershow öğrendi.

Beyaz canlı yayında sohbetin belaltına inmesi korkusuyla Erman Hoca’yla yaptığı bağlantıyı kısa kesti. Aslında o sohbetin devamı da olacakken Erman Toroğlu’nun “RTÜK’e malzeme çıkaran” esprileri Beyaz’ı da “geri vites” yapıp, Erman Hoca’yla vedalaşmaya itti.

Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA) onursal başkanı Hayretti KARACA geçtiğimiz cuma günü Özel İstiklal İlköğretim Okulu öğrencileriyle buluştu. Almış olduğu “Çevre Beratı” ve “Temiz Okul Sağlıklı Okul” kapsamında “Beyaz Bayrak” ödüllerinden dolayı tebrik eden Hayrettin KARACA, öğrencilerin hazırladığı programı büyük bir dikkatle izledi.

Programın ardından sahneye gelen Toprak Dede Erzurum’da olmanın Özel İstiklal İlköğretim Okulu’nda olmanın verdiği mutluluğu dile getirdi. Kendisinin her zaman alkışlandığını bugün alkışlanmak istemediğini ifade eden Hayrettin KARACA sahnede öğrencileri alkışladı ve onlara bir şarkı söyledi. Toprağın, ağacın, suyun dünya için ne kadar önemli olduğunu son zamanlarda insanlık olarak çevreye gereken önemi vermediğimizden bahsetti. Konuşmasının ardından Özel İstiklal İlköğretim Okulu müdürü Abdullah SAMANCI kendisine bir plaket takdim etti. Okul kütüphanesini gezdikten sonra birinci kademe öğrencilerle sohbet etti. Ardından okul öğretmenlerine anılarını anlatan Hayrettin KARACA diğer programına yetişebilmek için okuldan ayrıldı.

Okul Müdürü Abdullah SAMANCI “Öğrencilerimizde çevre bilinci oluşturabilmek dünyamızı daha yaşanabilir hale getirmek elimizde. Önemli olan, yapılması gereken sadece istemektir.” dedi.

Büyük şehrin farklı yaşamlarından farklı kadınları Avrupa Parlamentosu’nun koltuklarını doldurmak üzere yola çıktı; belki de çoğu henüz TBMM’yi ziyaret etmemişti. Bir gerçek var ki Türk kadını kocasından önce Avrupa Parlamentosu’nda; kendini ifade etti…

Kalabalık geziler her zaman renklidir. Daima birbirinden farklı fikirler, istekler çarpışır ya da buluşur. Perşembe sabahı Ankara’dan kalkan özel uçak cemiyet hayatının tanıdık yüzleri, kadın dernek ve kuruluşlarının temsilcileri, sanayiciler, moda ve sanat dünyasından isimler, siyasetçiler gibi yaşamın farklı alanlarından farklı din ve görüşteki kadınlarla doluydu.

Bu geziyi izlemeye ben, Hürriyet’ten Cansu Çamlıbel, Sabah’tan Sevilay Yükselir, Vakit’ten Sibel Eraslan, Taraf’tan Leyla İpekçi, Zaman’dan Bejan Matur ve Alem dergisi yayın yönetmeni Berna Ertem davet edilmişti. Basından davet edilen bu isimlerin birbirlerinden farklı tarzları ve söylemleri de bu gezideki katılımcı çeşitliliğinin bir göstergesi sayılabilir sanırım..

Tüm yaşamı boyunca ilk kez böyle bir seyahate katılan da vardı, ”Türkiyeli kadının aslında çok ileri bir yaşam standartına sahip“ olduğunu düşünen de. Demokratik açılım meselesine uzaktan bakan da vardı, AB için ilk hamleyi yapanın Adnan Menderes olduğunu ilk kez duyan da… Türkiye ile bütünleşmiş bir AB hayali ile çok çalışmış, ödüllü başarılı sanayici kadınlar da vardı, biz kendi iç meselemizi çözmeden, gelenekten gelen feodaliteyi yıkmadan AB’ye girmek bir hayal diyen de… Velhasıl, büyük şehrin farklı yaşamlarından farklı kadınlar, Avrupa Parlamentosu’nun koltuklarını doldurmak üzere yola çıktılar. Çoğu belki de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne hiç girmemişlerdi. Caroline Koç, Nilüfer Duna, İnci Aksoy, Begüm Şen, Gülşah Alkoçlar, Kezban Hatemi’nin Avrupalı parlamenterleri bile titreten konuşmasını coşkuyla alkışlarken, eminin sadece toplumsal değil, bireysel bir gurur da yaşadılar. Nitekim, Türk kadını kocasından önce Avrupa Parlamentosu’na girdi diyebiliriz…

Önyargıları kırabilmek…

Emine Erdoğan’ın ve diğer katılımcıların konuşmalarını malum okudunuz, dinlediniz. Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, önce onur konuğu Başbakan Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’a, Avrupa Parlamentosu’ndaki toplantıyı düzenleyen Hollanda Milletvekili Emine Bozkurt’a teşekkür etti. Ama benim için önemli olan, ”AB yolunda Türkiye“ için çalışmalarına çok yoğun destek veren eşi Beyhan Bağış’a minnetini parlamento binasının kürsüsünden iletmesiydi. Bağış, ”Türkiye’nin tüm renklerini taşıyan bir uçakla geldik, AB’ye girmiş daha demokratik bir Türkiye için kadınlarımızın anahtar olacağına inancımızla buradayız. İstediğimiz kadar çabalayalım, zihin ve gönül almadan, kendimizi tanıtmadan önyargıları aşabilmemiz çok zor. İnsanlar tanımadıklarından korkarlar. Biz kendimizi tanıtmaya hazırız“ dedi.

Dedi ama peki kendimizi tanıtabildik mi? Neler konuştuk? AB’de Türkiye karşıtları bu kadın çıkarmasından etkilendiler mi? Kendimiz çalıp kendimiz mi söyledik?

Açıkcası benim bu gezi sonundaki kişisel çıkarımlarım heyetteki her kadınla uyuşmuyor. Bu gezi AB Parlamentosu’ndaki Türkiye dostları için etkiliyici olmuştur eminim. AB ile bütünleşmiş bir Türkiye fikrini pekiştirme etkisi de yaratmıştır. Ama kanımca bu toplantı Türkiye’nin AB yolunda aslında ne süreçlerden geçtiğini, hangi aşamalarda olduğunu, neden orada olması gerektiğini Türkiyeli kadınların ”tümüne“ ortak bir dilde çok daha iyi anlattı.Türkiyesiz bir AB düşünülemeyeceği fikrinin de altını çizdi… En büyük faydalarından biri de pek çok kadını ortak bir amaçla bir araya getirmesiydi. Tanışmak, demokratik yollarla tartışmak kadar önemli değil midir? Bu gezi bir süredir hayatımızın merkezine yerleşen ”açılım sürecinin“ bir parçası, birbirimizi tanıma yolculuğumuzun devamıydı… Türkiye’de herkes bir şekilde ötekiyken kendi içimizdeki önyargıları kırmak için de bir fırsattı belki de…

İlk defa birlikte olduğum Emine Erdoğan’la ilgili şu sonuca vardım ki:

O, bulunduğu konuma rağmen kişilerle, insani ilişkiler kurmayı başaran bir kadın… Siyasetin içinde ama bir o kadar da siyasetten uzak bir kadın… Bazen tuzak olabilecek ateşten soruları bile -ki şahit oldum- soğukkanlığını ve zarafetini koruyarak, ilgili kişilere paslayabilen ince bir zeka sahibi… Son derece zarif iki kız annesi ve torunlarını bağrına basarak sevebilen bir anneanne…

Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grubu Hollanda Milletvekili Emine Bozkurt’un ev sahipliği yaptığı panelde konuşan Emine Erdoğan ”Ortadoğu’da töre yoluyla şiddet gören kadının derdi Avrupa’da ve dünyada tepki alırken savaş mağduru kadınların feryadı ne yazık ki duyulmuyor. Irak’ta dul kalan kadınların sayısı yüz binlere ulaştı. Ayrımcılık karşısında dayanışma sergilemeliyiz. Kadına karşı hoşgörüsüzlüğe karşı çıkmalıyız. Biz Avrupalı kadınlar daha iyi bir dünya inşa etme gücüne sahibiz“ dedi.

Farklı dünya görüşlerinden insanların aynı kaygılar üzerinde, aynı kederi taşıyor olması birleştiriciymiş meğer… Birbirimizi anlamak için Avrupa’ya mı yol almalıydık? Bunların yazmaktan çekinmemeliyim diye düşündüm Emine Hanım konuşmasını bitirdiğinde. Haklılığın sesi hiçbir vakit kısılmamalı…

‘O ezik kadın değiliz biz’

İkinci günün sabahı AK Parti Kadın Kolları Genel Merkez Yönetim Kurulu üyesi Betül Keskin ile toplantının değerlendirmesini yaparken, bu geziyi dış gövde gösterisinden çok içe yönelik önemli bir çalışma olarak değerlendirdiğimi, özellikle profesyonel ve bu konuda aktif çalışan hanımlar dışında, katılımcıların yarıdan fazlasının AB’de Türk kadının varlığının ve desteğinin gerekliliği konusunda bilinçlendirdiğini söyledim. Fikrime katılmayan kızıl saçlı bir hanım ”Dinliyorum da, öyle bir şey yok, buradaki tecrübemiz fazladır. Bilinçlenme yanlış bir tanımdır“ seyrinde giden bir konuşma yaptı. Daha sonra ünlü iş kadını Zuhal Mansfield olduğunu öğrendiğim bu hanım Parlamento’da ve tüm toplantılar sırasında söz alan tüm iş kadınları ve kadın girişimciler ile aynı haklı itirazı taşıyordu aslında: Türkiyeli kadın Avrupa ya da dünyanın gördüğü o ezik kadın değildir.

İçimizde, pek çok alanda erkeklerden çok daha önde oldukları bir gerçektir. Girişimciliği, AB yolunda örnek gösterilecek sanayi başarıları, yönetim becerleri, istihdam sağlama kudretleri göz ardı edilemez!

Bu gezi AB’deki Türkiye karşıtlarını etkiledi mi bilmiyorum ama dostlar yine bizimleydi.

Ve size bir sır vereyim: Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış bu işi çoktan çözmüş. Türkiye’nin güçlü kadınlarını yanına alarak ve AB’nin kapısında “bizi almazsınız neler kaybedeceğinizi ve nasıl eksik kalacağınızı görün” demenin bu yolu sizce de etkileyici değil mi? Hatta anlayana biraz gözdağı gibi sanki. Gönül isterdi ki sadece dostlar değil de Türkiye’yi AB’de istemeyenler de olup bitene şahit olsalardı keşke…

Yunan Parlamenter Tzavela ve Emine Hanım’ın kucaklaşması, insanlığın siyasetlerüstü gücü ve kadınların barış becerisinin bir belgesiydi aslında…

Avrupa’ya en güzel cevap

Yunan Parlamenter Niki Tzavela ilk söz alan dinleyici oldu. İçtenlikle bir hoş geldiniz dedikten sonra Başmüzakereci Egemen Bağış’ın başarılı işlerini takip ettiğini, bu gezi sebebiyle tümTürkiye kadınlarını kutladığını söyledi ve ekledi: “Avrupa’nın güneyinde kadınlar hala büyük sorunlar yaşıyorlar. AB kriterleri mevzuatı iyileştirmiş olsa da uygulamak çok zor, çok güçlüklerle mücadele ediyoruz ama biz bunu yapabiliriz. Yunan bir kadın olarak sizin aldığınız etkiliyici yolu görüyorum. Siz, dezavantajlı kadın grubuna yakınsınız. İslam alemindeki zayıf kadınlara yakınsınız. Buna rağmen etkiniz buradaki kadınlar için de büyük. Biz ister Müslüman, ister Hıristiyan olalım Avrupa Parlamentosu’ndaki kadınlar olarak arkanızdayız.”

Türkiye’deki kadın mağduriyeti üzerine hayli bilgi sahibi Avrupalı konuşmacılar, yasal düzenlemelere verecekleri desteğin altını çizdiler. Ancak hepsi, aynı cümleyi tekrar ediyordu: “Türkiye’de zihniyet değişikliği şart. Gerçek ve cesur kavganızı burada vermelisiniz. Unutmayın ki yalnız değilsiniz.”

Toplantı bitiminde salon boşalırken Başbakan’ın eşi Emine Erdoğan’ın Yunan parlamentere yöneldiğini gördüm. Çok kısa bir konuşma yaptılar ama bence bu gezinin en etkileyici karesi Türkiye Başbakanı’nın eşi ile bir Yunan parlamenterin içtenlikli kucaklaşmalarıydı. Elimdeki fotoğraf makinesine sadece bir kez basabilme şansım vardı ve galiba tüm dünyaya verilen en güzel cevabı bir tek ben yakaladım…

Eşiyle yol alan bakan

Beyhan Bağış neredeyse herkesin arkadaşı olacak kadar yakın ve enerji dolu. Bu projeyi bir bakan eşi değil, kendi kişisel meselesi gibi sahiplendiği görülüyor. Seyahat boyunca neşesinde hiç eksilme olmadı. Bakanın duygusal bir adam olduğunu düşünüyorum. Pratik bir çalışma şekli var. Konuşmalarında sıkıcı olmamaya toplantıya katılan kadınları canevinden vuracak kelimeler seçmeye özenliydi.

İstanbul’un 7 mimarı

Gezinin ikinci günü İstanbul Center’da yapılan panelin ardından “İstanbul’un 7 mimarı” sergisi gezildi. Dünya Mimarlık Topluluğunun (World Architecture Community) küratörlüğünde hazırlanan ve İstanbul’un çağdaş yüzünü yansıtan “7 Tepenin 7 Mimarı” sergisi 23 Şubat 2010 tarihinde, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti programı kapsamında açılmış. En çok izlenen uluslararası mimarlık portalı ArchDaily’nin yarışmasında eğitim kategorisinde birinciliği alarak dünyanın en iyi mimarları arasında büyük başarı elde eden bu eser sergilenen 7 projeden biriydi. ArchDaily’nin ’Yılın Binası’ ödüllerinde 13 kategoride 1000’e yakın aday yarışmış. Eğitim kategorisinde, Teğet Mimarlık; Mehmet Kütükçüoğlu – Ertuğ Uçar tarafından tasarlanarak Gebze’de hayata geçirilen Bankacılık Üssü, 84 aday arasından ipi göğüslemiş. Sergiden bir örnek görünüz istedim.

BAKAN EŞLERİYLE YEMEKTE…

Gezinin ilk akşam yemeğinde çekilen bu fotoğrafın sohbet konusu neydi dersiniz; AB mi? İlk başta, evet. Ama bu kare çekilirken, “Dün gece Hülya Avşar’da izledik sizi” sohbeti dönüyordu. Zeynep Babacan, “kot kumlama” işçileriyle ilgili anlattıklarımdan çok etkilendiğini ve bu konuda neler yapılabileceğini sordu. Bir sohbet programı içinde verilen sosyal mesajların öneminden bahsedildi. Köşe yazarı kimliğimle katıldığım gezide, oyuncu yanım hayli ilgi gördü. Emine Hanım da iki yıl önce rol aldığım “İki Aile” dizisindeki “Eda” rolümü beğenmez miymiş meğer…

Meclis konuşması internette izlenme rekoru kıran CHP Yalova milletvekili Muharrem İnce, CHP lideri Baykal’a ‘’’Ben muzu 15 yaşında gördüm’’ dedi. Baykal da ‘’Açığı kapatalım’’ diyerek İnce’ye muz ikram etti.

Baykal ile muz sohbeti

Baykal’ın imzalarını Rahşam …

Yusuf SAHİCİ – ANKARA

Meclis’te yaptığı konuşma ile internette izlenme rekoru kıran CHP Yalova milletvekili Muharrem İnce, CHP lideri Deniz Baykal’a ilginç bir anısını anlattı ve ‘’Ben muzu 15 yaşında gördüm’’ dedi. Baykal da ‘’Açığı kapatalım’’ diyerek İnce’ye muz ikram etti.

TBMM’deki sohbet, yaptığı diyet ile yaklaşık 50 kilo veren CHP İstanbul milletvekili Çetin Soysal’ın muz almak için TBMM kulisindeki büfeye gitmesiyle başladı. İnce de, o sırada kuliste meyve yiyen Baykal ve diğer CHP’li milletvekillerine muz ile ilgili anısını anlatarak şunları söyledi:

“Yalova’nın Elmalık köyünde bir çiftçinin çocuğuyum. Biz 15 yaşına kadar muz diye bir meyve bilmiyorduk. Bir gün bizim yaşlarda olan arkadaşlarımızdan birisi geldi ve karşımızda muz yedi. Ben ve yanımdaki arkadaşım ne olduğunu anlamaya çalışıyorduk. Sonra kabuğunu yere attı. Bizim kabuğunu almaya gittiğimizi görünce, kabuğun üzerine ayağıyla basıp ezdi. Şimdi o arkadaş Yalova’da davulcu. Ben milletvekili oldum, muzu yiyemeyen diğer arkadaşım ise kuyumcu oldu.”

CHP lideri Baykal ise İnce’nin anlattıklarını ilgiyle dinledi. Önündeki tabakta yer alan dilimlenmiş muzları İnce’ye uzatan Baykal, “Gel, şuradan ye de yılların açığını kapatalım” dedi.

Pages: Prev 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 ...103 104 105 Next