Tıpta genel olarak herkesin bünyesinin farklı olduğunu bilmek gerekir. Bu nedenle herkesin tansiyon ölçüm değerlerinin aynı olması beklenemez. Bu nedenle bir kişide tansiyonun yükselmiş ya da düşmüş olduğundan bahsedebilmek için, herhangi bir şikayetinin ya da hastalığının olmadığı dönemde tansiyonunun zaman zaman ölçülüp değerlerinin bir kenara kaydedilmesi yararlıdır.
Herkesin tansiyon değerlerinin farklı olduğundan bahsettik ama genel olarak normal kabul edilen sınırları da ihmal etmemek gerekir.
Yapılan uzun araştırmalar sonucu, yaşın artışıyla küçük değişmeler olmakla beraber sistolik (büyük) tansiyon için 120 ile 140, ya da Türkiye’de yaygın söylendiği gibi 12 ile 14 arası, diastolik (küçük) tansiyon için 70-90 ya da 7-9 arası olması halinde tansiyona bağlı olarak bir sağlık sorunu riski doğmadığı belirlenmiştir.
Sözlük anlamı basınç ve gerginlik olan tansiyon sözcüğü, sağlık alanında önüne veya arkasına başka sözcük eklemeden kullanıldığında, atardamarların içindeki kan basıncını ifade eder.
Damarın içinde kanın akabilmesi için belirli bir basıncının olması gerekir. Bu basıncı, kalbin kasılmasıyla kanı damarların içine pompalaması ve atardamarların elastikliğiyle bu basıncı dengelemesi sistemleri oluşturur.
Kalp kasıldığı zaman atardamarların içine kanı belirli bir basınçla pompalar. Bu sırada damar içindeki basınç en yüksek düzeye ulaşır. Bu basınca tıpta sistolik basınç, halk arasında büyük tansiyon adı verilir.
Kalbin gevşemesiyle, damar içine pompalanan kan durur. İşte bu sırada devreye damarın elastikliği girer. Önce genişlemiş olan damar, kana bir basınç uygulayarak kalbin gevşemesi anında da kan akımını sağlar. İşte bu sırada oluşan en düşük basınca da tıpta diastolik tansiyon, halk arasında da küçük tansiyon denilir.
Bu basınç, 1 cm2 alanındaki cıva sütununun tabanına yaptığı basınçla karşılaştırılarak belirtilir. Örneğin bir kişinin tansiyonu 12 dediğimiz zaman, bu basınç 12 cm yüksekliğindeki cıva sütununun tabanına yaptığı basınca eşdeğerdir. Tıpta bu ölçüler, mm olarak belirtilir. Yani halk arasında 12-14 gibi cm cinsinden söylenen ölçüler tıpta 120-140 gibi, mm cinsinden ifade edilir.
Varis, toplardamarların duvarlarının zayıflamasına bağlı olarak bu duvarların kalıcı biçimde genişlemesidir. En sık bacaklarda görülür. Erişkinlerde yüzde 15 oranında bulunur. Kadınlarda erkeklere göre daha sık görülür.Orta ve büyük yüzey venlerin (kirli kan damarları) uzaması, kıvrılması ve kanla dolarak genişlemesi (Bkz. Toplardamar). Bu terim aynı zamanda atardamar ve lenfatik damarlardaki benzer anormallikler için de kullanılır. Variköz venler sıklıkla bacaklarda olmakla berâber, çeşitli bölgelerde de meydana gelir. Makat civârındaki variköz venler hemoroid (basur) meydana getirebilir. Hayalarda (Scrotum) meydana gelen varislere varikosel denir. Özofagus (yemek borusu) ve mesâne venlerinde de varis görülebilir. Hemoroid ve özofagus varisi karaciğer portal venindeki basınç artışı sonucunda meydana gelir.
Varisler en sık bacaklarda görülür. Erişkin toplumda % 10-17 nispetinde bulunur. Kadınlarda erkeklere göre iki kat fazladır. Bunda muhtemelen hamilelikte venlerdeki kan göllenmesinin etkisi vardır. Varislerin gelişmesinde en önemli faktör irsî olarak ven duvarları ve kapakçıklarının zayıf olmasıdır. Ven kapakçıkları iyi çalışmadığı zaman kan yüzey venlerde toplanır, genişleme ve kıvrılmalara yol açar. Diğer muhtemel sebepler arasında bacakları uygun olmayan bir biçimde sıkan uzun botlar sayılabilir. (Bacağın alt kısmını boylu boyunca sıkan botlar varis yapmazlar). Büyümüş lenf düğümleri ve kalça tömürleri de varise sebep olabilir. Hâmilelik esnâsında varislerin artmasında hormonal faaliyetlerdeki anormalliğin de rolü düşünülebilir.
Varisler nâdiren belirti verirler. İlerleyicidir, ayakta durmakla şikâyetler artar. Sıklıkla ağırlık hissi, ağrı, kramp veya günün sonunda ayaklarda şişme gibi hemen hepsi bacakların yukarı kaldırılmasıyla geçen şikâyetlere sebep olurlar. Daha ileri vak’alarda; uzun süren venöz yetmezlik, ciltte kararma, cilt, cilt-altı iltihabı gibi venöz staz belirtilerine yol açar. Topuk çevresinde iyileşmeyen yaralar, kan damarlarında pıhtılar olabilir. Venler nâdiren yırtılarak, çevre dokuları kanayabilir. Bütün varislerde ven duvarları sertleşir.
Bacak varisleri, elâstik bandaj veya çoraplarla desteklenebilir. Şikâyet fazla ise, venöz staz belirtilir varsa, yüzey tromboflebit, ani kanama olmuşsa cerrâhî olarak varisler çıkarılır.
Toplardamarların genişlemesi varis olarak adlandırılır. Varis terimi sıklıkla bacaklardaki varisleri belirtmek için kullanılırsa da, vücudun öteki bölgelerinde de görülebilir. Bizim bahsedeceğimiz, bacaklardaki varislerdir
Kolesterol çocukları da etkiliyor. Deney hayvanlarında yapılan araştırmalar, küçük yaşta alınan gıdanın ve dolayısıyla yağ oranının ileri yaşlarda kalp damarlarında yağ plaklarına neden olduğunu ortaya koyuyor. Bu yüzden dengeli beslenmeye çocukluktan itibaren başlamak gerekiyor. Ailesel olarak geçen ve yüksek kolesterol ile seyreden kan yağ mekanizması bozuklukları da çocuklarda görülebiliyor. Bunların ağır olanları çok sık görülmemekle beraber tanı edildiklerinde mutlaka tedavileri gerekiyor. ABD Pediatri Birliği ve Kalp Derneği, ailelerinde (anne, baba veya onların anne ve babaları) 55 yaşın altında enfarktüs geçiren, kalp damarlarında tıkanıklığı anjiyo ile gösterilen ve damarlarına stent veya balon yapılan, by pass ameliyatı olan, felç geçiren, veya 55 yaşın altında aniden ölen anne veya babanın kolesterolü 240 mg/dl veya daha yüksek olan çocukların kolesterol düzeylerine bakılmasını ve sonuca göre bir tedavi izlenmesini öneriliyor.
Dikkatli Olmam Kızımı Çabuk İyileştirdi…
Beta mikrobunun kalbe yerleşmesiyle görülen kap hastalıklarına ülkemizde sıklıkla rastlanıyor. Bu hastalığa yakalananlardan biri de Yasemin Halıcı. Yasemin henüz 8 yaşında. Bu ufacık yaşına karşın önemli bir kalp hastalığını ailesinin ve doktorlarının desteği ile yenmeyi başarmış. Elbette bunda annesinin dikkatli ve de bilinçli olması büyük rol oynamış.
Eklemlerde ağrı ile başladı
Yasemin, kalp romatizması tanısı konulana kadar son derece sağlıklı bir çocuk. Zaten o sebeple – her ihtimale karşı – doktora götürdüklerinde herhangi bir hastalığa ihtimal dahi vermemişler. Peki neden doktora görünme ihtiyacı hissettiniz? sorusuna anne İnci Halıcı şu yanıtı veriyor: “Bir gün okula gitmek üzere Yasemin evden çıkarken kol ve bacaklarında ağrıdan söz etti. Ben çok endişeli bir anneyim. Bunu duyunca hemen doktora götürmek istedim. Çocuk doktoruna muayene için gittiğimizde bazı şüpheleri olduğu için bizi bir kalp doktoruna yönlendirdi. İnanın kalp doktoruna giderken bile bir hastalık çıkacağına inanmıyorduk. Arabada doktora giderken güle oynaya gittik ama dönüşte ailece hepimiz çok üzüntülüydük.” Yapılan birçok tetkikten sonra konulan tanı, beta mikrobunun Yasemin’in kalbine yerleştiğini göstermiş. Ancak yine de Yasemin şanslı bir çocuk. Çünkü hastalığı son derece erken bir dönemde tanısı konulmuş.
Kısa Ama Yoğun Bir Tedavi
Her ne kadar erken fark edilse de Yasemin’i yoğun bir tedavi dönemi beklemiş. 45 gün boyunca bazen günde 10 tane ilaç alarak ve sıkı bir şekilde dinlenerek hastalığı atlatmış. Yasemin’i soracak olursanız o hayatından memnun! Neden mi? Bakın kendisi ne diyor: “Okula gitmediğim için hastalığıma o kadar üzülmedim!” Yasemin ne kadar çocukça yaklaşsa da ailesi için her şey o kadar kolay olmamış. İnci Hanım o günleri şöyle anlatıyor: “Son derece telaşlandım. Tüm ilaçlarını saati saatine alabilsin diye geceleri saati kurup ona ilacını veriyordum. Bir yandan hastalığına üzülürken diğer yandan erken tanı konmasına seviniyordum. Bu sayede çok iyileşti, çok şükür.”
Yaşantısı Değişmeyecek
Yasemin’in kısa vadedeki tedavisi sona ermesine rağmen 21 yaşına kadar olması gereken bir iğne var. İnci Halıcı devam edecek bu tedavinin Yasemin’in yaşantısını engellemeyeceğini belirterek şunları söylüyor: “Bugünlerde son derece hassas davranıp, onu korumaya özen gösteriyoruz. Ancak yaşamı boyunca bu hastalığın etkilerini yaşamasını istemiyoruz. Elbette dikkatli olmakla beraber onu yaşıtlarından farklı yetiştirmeyeceğiz.”
Son Yorumlar