Archive for the "Aşka Dair" Category

EVLİLİK AŞKI ÖLDÜRÜR

Posted by: Sedefin Aşka Dair
29
Ağu

Ünlü psikolog ve düşünür Oswald Schwartz “cinsellik psikolojisi��? adlı eserinde “kaçamak��? bir ilişkiyi anlatırken bu ilişkide insani olmayan bir şeyleri gözlemlediğini söyler.
Schwartz’a göre gayri meşru ilişki şu üş özelliğe sahiptir.
Birincisi bu ilişki zaman içinde sınırlıdır. Yani her iki taraf da ilişkinin bir süre sonra biteceğini bilerek ilişkiye girer. Bu özellik insani değildir. Çünkü insan-insan ilişkilerinin en temel özelliği ilişkinin zaman içinde sınırsız olmasıdır. Mesela bir insanla dostluğunuzun belli bir süresi yoktur. Bu dostluk ebediyen sürecekmiş gibi başlar. Öyle devam eder.
İkincisi gayri meşru ilişki kişiye özel değildir. Yani ilişki herhangi biriyle sırf o karşı cinsten biri olduğu için gerçekleşir. Bu ilişkinin tarafları birbirlerini özellikle seçmiş değillerdi. Sırf cinselliğin dürtüsüyle buluşmuşlardır. İkisi içinde önemli olan bir diğerinin kendisinin cinsel ihtiyaçlarına cevap veren fiziksel ihtiyaçlara sahip oluşudur. Oysa insani bir ilişki karşısındaki şahsiyetiyle tanımayı. Ona kişiliği ile muhatap olmayı gerektirir. Muhatap olduğumuz kişinin kadın yada erkek olması bu kişiliğin içinde bir bileşenden ibarettir. Cinsiyet insan kişiliğinin hepsini tanımaz.
İlişkinin üçüncü özelliği bu iki özelliğin sonucudur. İlişki sığdır. İnsan derinliğini taşımaz, tensel planda kalır. Sadece hayvani dürtüleri tatmin edebilir. Dolayısıyla insana yakışır bir doyum ve keyfi garanti etmez. İnsani derinliklerde yaşanmayan bir cinsel tatmin ve haz kalpte ve ruhta karşılığını bulamaz en fazla bir tür fiziksel rahatlama olarak kalır. Schwarz’ın sırf bir bilim adamı sıfatıyla yıllar öncesinden belirttiği gibi evlilik dışı yada nikahsız bir ilişkide keyif muhabbet sohbet yoktur.
Öyle gömüş ve bizde öyle görüyoruz. Pratik ve belirleyici olmak açısından buradaki evlilik ve nikah kavramlarının yerine helal niyeti tabirini kullanalım zira evlilikten ve nikahtan kastımız. İnsanın helalle nimetlenmesidir.
Nikahın ruhu niyettir. Helale niyettir. Nikahlanan eşler bu niyeti sahih olarak taşıyorlarsa ve her vesilede tazeliyorsa da Schwartz’ın gayri meşru ilişkide gerçekleşmediği söylediği insani özellikler gerçekleşmeye başlar. Eşlerin birbirine helal olması başka herhangi birinin kendilerine haram olması anlamına geldiğine göre nikahın helal niyeti sadakat boyutu da içeriyor demektir. Nikahta eşler birbirlerine sadıktır. Birbirlerinin hatırına başkalarını kendilerine haram eylemişlerdir. Şu halde içeri doğru derinleşen ve renklenen dışa doğru sığlaşan ve kararan ilişkiden söz ediyoruz demektir. Tıpkı istiridyenin kendi üzerine kapanması gibi bir şeydir bu kendi içinde inci gibi paha biçilmez bir cevheri büyütmeye hazırlanıp aşabildiğince duyarlılaşırken kendi dışına bigane kalır sağırlaşır ve de körleşir.. İstiridye için inci gibi özel bir değere gebe olmanın bedeli kendisini başkaları için değersiz kılmaktır. Aynalarda öyledir parlak yüzlerini birbirlerine çeviren aynalar. Bu mukabele sayesinde sonsuz bir derinliği yakalar ve birbirleri içinde sonsuz derinleşir. Ancak dışarıya gösterdikleri sadece kara ve mat olandır. Başkalarının yüz çevirdikleri biçimde karanlıkta bıraktıkları ölçüdedir.

FOTOĞRAF

Posted by: Sedefin Aşka Dair
29
Ağu

İki yıldır evliydiler. Erkek edebiyatı ve şiiri seviyordu. Yazılarını Internet sitelerine gönderiyor, şiirlerini dergilere postalıyordu. Fakat kimse bakmıyor, okuyan ve beğenen çıkmıyordu.İyi bir fotoğrafçıydı. Ama edebiyat ve şiir merakı yüzünden fotoğrafçılığı bir kenara bırakmıştı. Kendi düğünlerindeki fotoğraflarının hepsini de o çekmişti. Karısını çok seviyordu. Karısı da onu çok seviyordu. Kızın biraz sabırsız bir karakteri vardı.zaman zaman kızıp bağırır ve küserdi. Erkek daha sabırlıydı her zaman karısını hoş görür affedici olmaya çalışırdı. Erkeğin başı edebiyat ve şiirle hoş olduğu için evin geçimini karısı sağlıyordu şimdilik. Çok satan bir yazar oluncaya kadar. Kızın naz günüydü bugün. Yine kocasından sevmediği şeyi yapmasını istiyordu. Kız: “Arkadaşımın düğün fotoğraflarını neden sen çekmiyorsun? Üstelik karşılığını fazlasıyla ödeyeceğini söyledi.��? Erkek: “Bugün vaktim yok��? Kız: “off yine mi …��? Erkek: “yine mi ?��? Kız: “Vaktin yok ha. Şu roman yazma işini biraz kenarı bıraksan pekala olacak.!��? Erkek: “Bir gün herkes benim yazdıklarımın kıymetini anlayacak.!��? Kız: “Ben anlamam! Arkadaşımın düğün fotoğraflarını çekeceksin.��? Erkek: “Hayır��? Kız: “Ne olur sadece bir kez��? Erkek: “Hayır dedim��? Burada diyalog koptu. Kız son uyarısını yaptı. “Ya üç gün içerisinde bunu kabul edersin ya da…��? İlk günün sonunda, kocasına mutfağı, banyoyu, bilgisayarı buzdolabını televizyonu ve müzik setini yasakladı. Yasaklardan yatağı hariç tuttu. Sadece onu her şeye rağmen sevdiğini göstermek için. Erkek aldırış etmedi. Hala cebinde alışverişle idare edecek bir miktar para vardı. İkinci günün sonunda cebindeki paraya da el koydu ve tekrar uyardı;
“Eğer dışardan yardım almaya kalkarsan sonuçlarına katlanırsın��?
Erkek artık sabrını tüketmek üzereydi. Gece yatağına geçti. Karısına bu inatlaşmadan vazgeçmesini söyledi. Kız inadına devam etti. Fotoğraf çekmeye razı olmadıkça vazgeçemeyeceğini söyledi. Ve üçüncü gece… yine aynı yatağı paylaşıyorlardı. Ancak sırtları birbirine dönüktü. Erkek: “Konuşmamız lazım.��? Kız: “Fotoğraf çekimi dışında konuşacak bir konumuz yok��? Erkek: “Çok önemli bir konu.��? Kız sessiz kaldı Erkek: “Ayrılalım mı ne dersin?��? Kız kulaklarına inanamadı. Erkek: bir kızla tanıştım Kız kırgınlığını ve şaşkınlığını gizleyemedi. Yinede kocasının sözlerini bitirmesini bekledi. Gözleri çoktan nemlenmiş. Yüzünde göstermemeye çalıştığı bir iki gözyaşı süzülmeye başlamıştı. Erkek pijamasının içinden bir fotoğraf çıkardı. Tam kalbinin üzerinde saklıyordu. Erkek: “Hoş bir kız…��? Kızın gözyaşları çoğaldı. Erkek: “Anlaşabileceğim biri.��? Kızı derin bir kıskançlık duygusu sardı. Nasıl olurda bir başka kadının fotoğrafını koynunda saklayabilirdi Erkek: “Evlendikten sonra iyi bir yazar olmam için bana destek vereceğine söz verdi. Kıskançlığı daha da arttı. Çünkü bir zamanlar kendiside aynı sözü vermişti. Erkek: “Beni bütün kalbiyle seviyor.��? İçinden ayağı kalkıp var gücüyle bağırmak geliyordu. “peki ya ben?��? ben seni bütün kalbimle sevmiyor muyum. Erkek: “Beni sevmediğim işleri yapmaya zorlamayacağından eminim.��? Kızın kıskançlığı artık nefrete dönüşmüştü. Erkek: “Fotoğrafını çektim sende bakmak ister misin?��? Kız: “…!��? Erkek fotoğrafı bakması için kıza uzattı. “Küstahlık bu��? dedi içinden. Karşı konulmaz bir öfkeyle erkeğin elini itti. Erkek iç geçirdi. Kız ağlamaya başladı erkek fotoğrafı tekrar koynuna soktu. Kız ellerini çaresizlikle koynuna götürdü. Gözyaşlarını içine attı. Erkek ışığı söndürdü ve uyumaya başladı. Kız ışığı yaktı ve oturdu. Erkek uyuyordu. Kızın uykusu kaçmıştı. Bir zamanlar kendiside diğer kız gibi davranmıştı ona. Ne çabuk unutulmuştu iyilikleri. Desteği ve sevgisi. Tekrar ağladı. Düşünceler kafasında gidip geldi. Onu uyandırmak istiyordu. Aşklarının hatırıyla yeniden kalbini kazanmak istiyordu. Erkeğin pijamasının açık yakasından fotoğrafın arka yüzü görünüyordu. Merak duygusu kıskançlığını ve öfkesini yendi. Kaybedeceği bir şey yoktu nasılsa. Elini uzatıp yavaşça aldı fotoğrafı. Baktı baktı…. Ağlamak istedi doyasıya… doyasıya gülmek de istedi. Güzel çekilmiş bir fotoğraftı. Kız da güzeldi. Bir ara kendisinden habersiz çekmiş olmalıydı. Eğildi kocasını yanağından öptü. Erkek tebessüm etti. Uyuyormuş gibi yapıyordu….

MECNUN GÖZÜYLE BAKMAK

Posted by: Sedefin Aşka Dair
29
Ağu

Arap hükümdarlarından birine Leylâ ile Mecnûn’un hikâyesini anlattılar. ‘Bunca fazîletine, belâgatine rağmen çöllere dalmış, irâdesinin dizginini elinden kaptırmış!..’ diye Mecnûn’un perişanlığını sayıp döktüler. Hükümdar, Mecnûn’u huzûruna getirtip dedi ki:
- “İnsanlık şerefinde ne kusûr gördün de hayvan tabiatına girip insanca yaşamayı terk ettin?��?
Mecnûn inleyerek cevap verdi:
- “Nice gerçek dostlarım, Leylâ’yı sevdim diye beni kınadılar. Ama onu bir gün görmüş olsalar, bana hak verirlerdi.��?
Hükümdarın gönlüne Leylâ’yı görme arzûsu geldi. Bunca fitneye sebep olan güzelliği bilmek istiyordu. Kızı bulmalarını emretti.
Adamları, Arap kabîlelerini dolaştılar. Leylâ’yı getirip hükümdarın karşısında durdurdular.
Pâdişah onun şekline baktı. Kara yağız, zayıf endamlı bir kızdı. Leylâ, gözüne hakîr göründü. Kayda değer bir güzelliği yoktu. Mecnûn, hükümdarın gönlünden geçenleri anladı. Dedi ki:
- “Pâdişahım, Leylâ’ya Mecnûn’un gözü ile bakmalısın ki, ancak o zaman eşsiz güzelliğini fark edersin.��?

ÖLÜMSÜZ KIRMIZI GÜLLER…

Posted by: Sedefin Aşka Dair
29
Ağu

Kan rengi, kırmızı güllere bayılırdı. Zaten onlarla adaştı da. Rose, Gül… Kocasının sevgili Rose’u. Her yıl Sevgililer Günü’nü kapının önünde bulunduğu enfes fiyonklarla süslü kucak dolusu kırmızı güllerle kutlardı. Hiç aksatmadan. Hatta eşini kaybettiği yıl dahi kapısı çalınmış, gülleri kucağına bırakılmıştı. Tıpkı geçmişte olduğu gibi, küçük bir kartla birlikte. Her yıl güllere iliştirdiği karta aynı cümleleri yazardı:
- “Seni geçen sene bugünkünden daha çok seviyorum…”
Birden bunların son gülleri olduğunu düşündü. Önceden ısmarlamış olmalıydı. Öleceğini nasıl bilebilirdi?. Zaten her şeyi önceden planlamayı ve yapmayı severdi. Yumurta kapıya gelmeden.
Gülleri özenle içeri taşıdı. Saplarını kesti, vazoya yerleştirdi. Vazoyu da konsolun üzerine, eşinin kendisine gülümseyen fotoğrafının yanına koydu. Orada kocasının koltuğunda oturup saatlerce gülleri seyretti. Sessizce…
Bitmek bilmeyen bir yıl geçti. Yapayalnız ve hüzün dolu bir yıl. Sonra bir sabah kapı çalındı. Tıpkı eski günlerde olduğu gibi. Kırmızı gülleri, üzerinde küçük kartıyla birlikte eşikteydi. Sevgililer Günü’nü kutluyordu. Gülleri içeri aldı. Şaşkınlık içinde doğru telefona gitti. Çiçekçi dükkanını aradı. Onu bu kadar üzmeye kimin hakkı vardı?
- “Biliyorum” dedi çiçekçi.
- “Eşinizi geçen yıl kaybettiniz. Telefon edeceğinizi de biliyordum. Bugün size yolladığım gülleri çok önceden ısmarlamış, parasını da ödemişti. Hep öyle yapardı zaten. Hiç şansa bırakmazdı. Dosyamda talimat var. Bu çiçekleri size her yıl yollayacağım. Bir de özel kart vardı, kendi el yazısıyla. Bilmeniz gerekir diye düşünüyorum. Ölümünden sonra çiçeklere iliştirmemi istediği kart.”
Rose hıçkırıklar arasında teşekkür ederek telefonu kapadı. Parmakları titreyerek zarfı açtı.
- “Merhaba sevgilim” diye başlıyordu kart.
- “Bir yıldır ayrıyız. Umarım senin için zor olmamıştır. Yalnızlığını ve acılarını hissedebiliyorum. Giden sen, kalan ben olsaydım neler çekerdim kim bilir? Sevgi paylaşıldığında yaşamın tadına doyum olmuyor. Seni kelimelerle anlatılamayacak kadar çok sevdim. Harika bir eştin. Dostum, sevgilim benim. Sadece bir yıldır ayrıyız. Kendini bırakma. Ağlarken bile mutlu olmanı istiyorum. Onun için bundan sonraki yıllarda güller hep kapımızda olacak. Onları kucağına aldığında paylaştığımız mutluluğu ve sevgimizi düşün. Seni hep sevdim. Her zaman da seveceğim. Ama sen yaşamalısın. Devam etmelisin. Lütfen… Mutluluğu yeniden yakalamaya çalış. Kolay değil, biliyorum ama bir yolunu bulacağına eminim. Güller, senin kapıyı açmadığın güne dek gelmeye devam edecek. O gün çiçekçi beş ayrı zamanda gelip kapıyı çalacak, eve dönüp dönmediğini kontrol edecek. Beşinciden sonra emin olarak gülleri ona verdiğim yeni adrese getirip, seninle yeniden ve ebediyen kavuştuğumuz yere bırakacak…”

Pages: Prev 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 Next